
Bir mesleki üretim kurgusu olarak eğitim projeleri
Üretim, insanın hem bireysel, hem de toplumsal gelişiminin bir yansıması.
İnsan üretimiyle hayatı ve çevresini şekillendirirken, şekil verdiği çevresi de onu biçimlendiriyor. O nedenle insanın ne ürettiği, ne üretmeyi tercih ettiği, neyi üretebildiği ve bunları nasıl ürettiği, nihayetinde çevresini ve kendini nasıl biçimlendirdiği sorularının da cevaplarını oluşturuyor.
Günümüz dünyasında üretimin hızlı tüketim, kâr maksimizasyonu ve otomasyon gibi kavramlarla bütünleşmiş olması, günümüz insanının aldığı biçimin ve hayatındaki anlam eksikliğinin ipuçlarını taşıyor. İş hayatının artık bir meslek icrası olmaktan çıkıp, “doldurulması gereken pozisyonlara” dönüşmesi yabancılaşmanın, insanın yaptığı işin sonuçlarından koparılıp bir anlamsızlık denizinde yapayalnız bırakılmasının önünü açıyor.
Bu anlamı, beyaz ya da mavi yakalı bir pozisyonun içinde bulmak, imkansız olmasa da zor. Ama bence yine de bir yolu var.
Bir mesleği farklı boyutlarıyla icra etmek
Üzerinde çalıştığım projelere dair bana ilham kaynağı olduğunu çekinmeden söyleyebileceğim, hayatımdaki kuzey yıldızlarından biri Cengiz Bektaş’tır. Bu vesileyle eğitim projelerimi takip eden ama Bektaş’ı tanımayan gençlere de tanıtabilmek isterim.

Bektaş’ın bende yarattığı farkındalık, üretimi sadece yapılar inşa etmek olarak değil, bir yaşam tarzı ve kültürel devamlılığın bir aracı olarak görmesi oldu. İnsanın çevresiyle uyumunun, yerel malzemelerin ve zanaatın ön planda olduğu bir yaklaşımı benimsemesi, insanın bulunduğu coğrafyanın kimliğini yaşattığını savunması, her ne kadar bambaşka alanlarda çalışıyor olsak da, beni etkileyen noktalardı: Yaşadığımız çevre, içinde bulunduğumuz kültür, olumlu veya olumsuz yönleriyle sadece pasif bir maruziyet değildi; aksine, hem birey, hem de toplum düzeyinde sürekli, günbegün, aktif bir katılımla şekillendirdiğimiz bir şeydi.
Bu düşünceler, benim için yıllar içinde gelişen, büyüyen, süzülen ve berraklaşan bir sürecin çıktısı oldu. Bektaş’ın kitaplarıyla karşılaşmam, yıllardır zihnimde dolaşan düşüncelerin kristalleşmesini sağladı; belki de bu düşüncelerin gerçek dünyada bir karşılığı olduğunu görmenin verdiği rahatlamayla, bu düşüncelere gönül rahatlığıyla inanmama müsaade etti diyebilirim. Burada sergilediğim projeleri bu düşüncelerin olgunlaşması neticesinde ortaya çıkan değil; bu düşüncelerin olgunlaşmasına vesile olan, yaparken düşündüklerimin birer çıktısı olarak görüyorum.
Eğer insanın içinde yaşadığı fiziksel ve kültürel çevreyle ilişkisi bir maruziyetten ibaret değilse; eğer ki karşılıklı bir etkileşim ile birbirlerini şekillendiriyorlarsa; toplumsal fayda gözetilerek, abartısız ve yalın bir şekilde ihtiyaca, gerekli olana odaklanılması, doğru bir şekilde yapmanın önceliklendirilmesi, dönüp dolaşıp bu ilişkinin sağlığına olumlu yansımalı.
Bunun tam aksini yaşıyor olmamız, bu düşüncenin altının boş olmadığını gösteriyor. Sadece kârın önceliklendirildiği; neden diye sorulmadan daha büyüğün, daha çok olanın her daim makbul görüldüğü, tüketim üzerine inşa edilen bir kültür insanın fiziksel ve beşeri çevresiyle ilişkisini koparıyor ve iklim krizine kadar uzanan etkileri oluyorsa, bunun tersi de doğru olmalı: Yani, sadece kârın değil, toplumsal faydanın gözetildiği, hem fiziksel, hem beşeri coğrafya ile temas içinde olan, toplumun ve doğanın ihtiyacının, gerekli olanın önceliklendirildiği bir kurguda, sizce biz bugün iklim krizini konuşuyor olur muyduk?
Burada sergilenen projeleri, kendi alanımdaki meslek kültürüne olumlu bir yön verebilmek ümidiyle benim yaptığım ufak ve mütevazi denemeler olarak görüyorum. Yazının girişinde insanın ne ürettiği, ne üretmeyi tercih ettiği, neyi üretebildiği ve bunları nasıl ürettiği, nihayetinde çevresini ve kendini nasıl biçimlendirdiği sorularının da cevaplarını oluşturuyor demiştim. Uzun süredir üzerinde çalıştığım bu projelerin beni şekillendirdiğine eminim; ama umarım “çevremi” de şekillendirmeyi, az da olsa becerebilmişlerdir.
Bu düşüncelerle hayata geçen bu mütevazi denemelerin, farklı sektörlerde de olsa daha çok kişiyi benzer işler üretmeye motive etmesini; “hayat boyu eğitim” düşüncesinin, sadece öğrenen tarafta kalmaktan ibaret olmadığını hatırlatmasını ümit ediyorum.
Ekim 2024, Ankara

+ bir buçuk
Doğru bilgi. Gerçek dönüşüm. Sanayide karbonsuzlaşma ve sürdürülebilir dönüşüm için haftalık rehberiniz. Devamı…

Mühendishane
Malzeme bilimi ve mühendisliği üzerine iki yüzün üzerinde eğitim videosu ve ücretsiz kitaplar herkese açık sunuluyor. Devamı…

Dökümhane Akademi
Türk Döküm Sektörünün Eğitim Platformu, 2019 senesinden bu yana TÜDÖKSAD çatısı altında faaliyet gösteriyor. Devamı…

Peki ya sonrası?
Dönem dönem bu projelere dair gelişmelere yer verdiğim güncellemeler yayımlıyorum. Haberdar olmak isterseniz, e-posta adresinizi bırakabilirsiniz.